
Önce MHP-CHP ve BDP ruh ikizi ilan edildi…
Hükümetimiz öyle dedi.
Niye mi?
Üç parti de referandum da “hayır” diyeceklerini açıklamışlar diye…
Daha önceki yazılarımda BDP’nin “hayır” demeyeceğini,yakında bu işin “evet” söylemine döneceğini belirtmiştim ki¸çok geçmeden vuku buldu…
Demek ki BDP, MHP’nin ruh ikizi değilmiş,değil mi?
***
Bu arada bir anlaşma iddiası da ortaya çıktı…
Dedik ya iddia tabi…
İddiaya göre AK Parti; “terör örgütü ile bağlantıya girdiği ve bazı konularda anlaşmaya vardığı” söylendi…
Hükümet iftira dedi…
Burada durup şunu ifade edelim.Eğer bu iddia,iftiraya bulanmışsa hakikaten hoş değil ve yakışıksız…Aynen bir partinin referandumda “hayır” demesine karşılık,o partiyi PKK sempatizanlarıyla ruh ikizi göstermek kadar ayıp…
Hükümet iftira diyor ve yalanlıyor.
Ama bu iddia dediğimiz, öyle hop diye ortaya çıkmıyor…
İmralı’da ki; avukatları aracılığıyla referandumda “evet” diyeceğini açıklayarak bu iddiayı gündeme koyuyor…
Öncesinde PKK’nın 13 Ağustos’ta bir süreliğine silahı bırakacağı(ve bırakmasıyla) kapı aralanıyor…
Yetmiyor…
İddialarının ardından terörist başı Abdullah Öcalan, bir anlaşmadan bahsediyor, anlaşma masasındaki maddeleri açıklıyor.
Hükümet yalanlıyor ama İmralı’da ki konuşuyor işte…
Öcalan, avukatları aracılığıyla terör örgütüne yakınlığıyla tanınan internet sitelerinde yer alan açıklamasında bu maddeler şöyle sıralanıyor;
“Kürtler ibadet eder gibi demokratik özerklik üzerinde çalışmalı. Demokratik özerklik Kürtlere ekmek ve sudan daha önemlidir” diyebiliyor.
Bakın bu iddia doğrultusunda nasıl bir talep ve çerçeve çiziliyor:
Siyasi manada bir kürt meclisi olur. Ya da halkın bir kongresi olur. Bu kongre Demokratik Toplum Kongresi diye adlandırılır.
Hukuki boyutta demokratik özerklik projesinin hukuki statüsünü ifade eder,bu boyut. Katalanlar bunu ‘status’ olarak ifade ediyorlar. Yani hukuki olarak Kürtlerin statüsü ne olacak? Bu belirlenerek Anayasa ve yasalara yansıtılır.
Ekonomik sistem olarak kapitalizmi kabul edemeyiz. Belki kapitalizmi tam olarak ortadan kaldıramayız ama önemli oranda kapitalist ekonomik sistemi değiştirebilir, onu aşındırabilir, kendi ekonomik sistemimizi kurabiliriz.
Kürtçenin Türkçe ile ilişkisi nasıl olmalıdır, anadilde eğitim nasıl yapılabilir, demokratik ulusun dil politikası nasıl olmalıdır, bunlar tartışılmalıdır. Bir eğitim politikası oluşturulmalıdır.
Güvenlik aşamasında, savunma KCK, PKK tarzı silahlı yapılanmayı değil halkın kendi güvenliğini sağlamasını ifade eder. Mesela askeriyede yer alacaklar mı, bunlar tartışılır. Korucular nasıl lağvedilecek bunlar tartışılmalıdır.
Diplomaside; Kürtlerin diğer halklarla, toplumlarla olan ilişkilerini ele alır. Komşu çevre ülkeler ve diğer parçadaki Kürtlerle ilişkiler olur. Diğer toplumlar ile nasıl bir ilişki istiyoruz, onlarla nasıl yaşamalıyız?”
***
Terör örgütüne yakınlığı ile tanınan site haberlerini doğru kaynak olarak görecek değiliz…
Doğru değildir diyoruz.
Bunlar iddia ve bu maddelerde dahil hiçbir madde üzerinde hükümetimizin ve AK Parti yetkililerin konuşup anlaştığını zannetmiyorum… Zannetmek bile istemiyorum…Zannetmek bile istemiyorum,çünkü bir “evet” için bu kadar çirkinliğe “evet” denilmez…Değil mi?
Evet bunlar çok çirkin iddialar…
Bunlar belki de terör örgütüne yakın sitelerin hayali-sinsi iddialarıdır belki…
Çirkindir bu tür iddiaların söylenmesi,bu iddiaların dillendirilmesi bile çirkindir…
Hatta öyle ki bir itirafçının yada itirafçıların sözüyle, Türk Ordusun’dan onlarca şerefli komutanın medyada karalanıp-yargılanması kadar çirkindir…
Umarım, umarım bu iddiaların azı bile doğru değildir…
61 SİVİL ÖRGÜT “EVET” DEMİŞ…
Elazığ’da 61 sivil örgüt bir araya gelerek referanduma “evet” diyeceklerini açıklamışlar…
Eyvallah…
Onlar üzerlerine düşen görevi layıkıyla yapıyorlar diye bu açıklamayı da yapmanın mutluluğunu yaşamışlar…
Eyvallah…
Malatya’da kaç sivil örgüt var, bakmak gerek ama bir araya gelip önce “açılıma” değil… Önce “referanduma evet” demeye değil… Önce Malatya’nın meselelerine eğiliyorlar ki hem onlardan böyle sesler çıkmıyor, hem de;ne istiyorlarsa memleketleri için alabiliyorlar…
Kalkınma Ajansı gibi…
Olma ihtimali yüksek olan Büyükşehir olama meselesi gibi…
Biz Elazığ’daki bu kararlı sivil örgütlerimizin birlikteliğini ve sonuç almaya yönelik atılımlarını biraz da Elazığ’ın ekonomik meselelerinde görsek iyi olmaz mı?
Olur da… Onlar da haklı… Ya hükümet yanlış anlarsa onları…
Ne diyelim…
Demokrasi adına kutluyalım…