
Bugün yine Ramazan Nükteleri ile güne başlayalım dedim…Aslında her nüktenin önü ve ardı sıra misallerle kıssalarla gündeme göndermelerde yapılabilirdi ama yok…Dokunmadım..Buyurun okuyun;
***
Bir adam Ramazan sohbetlerinde diliyle çokça cömertlikten söz ediyor, ama eliyle hiç de cömertlik yapmıyordu. İşte bu adam bir gün İbrahim Ethem’e rica etti:
“- Herkese nasihat ediyorsun, bana da nasihat et.”
İbrahim Ethem bu adama tek cümlelik nasihatini şöyle yaptı:
“- Sen açığı kapa, kapalıyı da aç sana yeter!. “
Adam bir şey anlamamıştı. Mecburen sordu:
“- Açık nedir ki onu kapayayım, kapalı nedir ki onu da açayım? “
İbrahim Ethem kısaca anlattı:
“- Açık olan hep cömertlikten söz eden ağzındır, onu kapa. Kapalı olan da yoksula hiç açmadığın kesendir. Onu aç. Bu sana yeter! “
Düşünmeye başlayan hakperest adam, tebessüm ederek söylendi:
“- Vallahi bir doğru ancak bu kadar veciz söylenebilir!. Bu söz gerçeğin ta kendisidir! Bu güzel ikazdan sonra ben de hep cömertlikten söz eden çenemi kapıyor, yardım için hiç açmadığım kesemin ağzını açıyorum!. “
***
Hoca`ya yaşını sorarlar, "40" diye yanıtlar. "Tam 40!"…
10 sene sonra aynı soruyu yine "40" diye yanıtlayınca,
"Eee hocam, 10 yıl önce de 40 yaşında olduğunu söylemiştin" derler.
Hoca, hiç bozmadan: "Evladım, erkek adam sözünden döner mi, 40 dediysek 40`tır!"
***
Hoca eşeğini pazara götürüp satılığa çıkartmış. Eşek pek huysuzlanmış. Kuyruğuna elleyeni tepmiş, dişine bakanın elini ısırmış... Tellal, "Hoca" demiş. "Bu huysuz eşeği kimse almaz. Geri götür."
Hoca, altta kalmamış:
"Satmak için değil, bu eşekten neler çektiğimi anlasınlar diye getirdim!"
***
Ömründe hiç teravih namazı kılmamış olan bir Yörük, bir gün, caminin önünden geçerken, cami imamı onu görmüş ve:
-Namaz vakti nereye gidiyorsun? demiş. Sen müslüman değil misin?
Yörük ne desin? "Bari şu namazı kılıvereyim de öyle gideyim" diyerek camiye girmiş. Gelgelelim, aklı dışarıda, hayvanlarında. Üç beş rekât namaz kılmış, bakmış, biteceği yok.
Dışarı çıkıp oğluna seslenmiş :
“-Oğlum, hayvanlara mukayyet ol. İmamla iş inada bindi.”
***
İki kafadar Ramazanda kadı kıyafetine girip köy köy dolaşmaya ve birkaç basit soru sorup, cevap veremeyen köylüleri falakaya yatırarak para kazanmaya başlamışlar. Kadı Efendinin bu durumdan haberi olunca bunları yakalatmış ve;
"Bu sabah namazının, bu öğle namazının, bu ikindi namazının, bu akşam namazının, bu yatsı namazının" diyerek kırk sopa attırıp salıvermiş.
İki kafadar köyden uzaklaşınca birisi:
"Tabanlarım sızlıyor, şurada oturup biraz dinlenelim." deyince diğeri:
"Yürü, yürü! Dinlenmenin sırası mı şimdi? Kadı Efendi teravih namazını unuttu. Eğer hatırlarsa vay halimize."
***
Yolculardan biri, otobüs şoförünün yanına gider ve namaz vakti geçmeden bir mola vermesini rica eder.
Şoför sinirlenerek:
- Kaza edin efendim, der. Ne olur yani?
Adam, sakin sakin cevap verir:
- Ben kaza etmeden, ya sen kaza edersen?