Evet ve Hayır arasında referandum fasılasında merhabalaşıyoruz Ramazan ayı ile.
Merhaba…
Hoş geldin diyoruz bu güzel aya…
Kırk drece sıcağı imanımızın teri sayıp;sosyal-siyasal hatta ekonomik sıkıntılardan sıyrılmışçasına Ramazan ayının o bereketli mis kokulu kucağına atıyoruz kendimizi…
Ramazan ayınız hayrlı olsun,mübarek olsun diyoruz;inanan her yüreğe…
Aslında bu ay yazı yazarken,yorum yaparken siyasetten uzak fikirlerle iştigal etmek istesem de,gündemin zorlayıcılığı belki zaman zaman bana siyasi yazıları özellikle evet-hayır yazılarını yazdıracak gibi geliyor…
Ama her yazıda yazdığım gibi şu ifademi tekrarlıyorum…Biz herkesin kararına saygılıyız…Evet’de başüstüne Hayır’da…Ben inandığımı,bildiğimi yazıyorum o kadar…
Bugün muhabbet yazıma adapte ettiğim bir “EVET” fıkrasıyla başlıyorum.
Fıkranın ardından Ramazan muhabbeti ve nükteleriyle devam ederiz inşallah.
***
Adamın biri güzel bir papağan satın alarak eve getirmiş ve başlamış konuşmayı öğretmeye. Özellikle papağanın "EVET" demesini istiyormuş.
Günlerce uğraşmış ancak papağana tek kelime öğretmeyi başaramamış. Bir gün iyice sinirlenmiş ve papağanın bir tüyünü kopararak, "EVET de bakayım" diye bağırmış. Papağandan yine ses çıkmayınca her seferinde "EVET de"diyerek hayvanın tüylerini tek tek yolmuş. Adam, tüylerini tamamen yolduğu papağanı tavuk kümesine atmış.
Sabaha karşı kümesten gürültüler gelmeye başlamış. Kümese giden adam birde ne görsün, papağan bir tavuğun üzerine çıkmış, tavuğun tüylerini tek tek yolarak her seferinde "EVET de bakayım", "EVET de bakayım" diye bağırıyormuş.
SEN SORMA
Bir ramazan günü III. Mustafa`nın veziri Koca Ragıp Paşa`nın konağında yapılan sohbet esnasında Ragıp Paşa Şair Haşmet`e hitaben:
- `Senin de borcun var mı Haşmet?` diye sorar ve ondan sonra şu cevabı alır:
- Evet, efendim, mahalle bakkalına bin kuruş, kasaba beş yüz kuruş...
Ragıp Paşa sorusunun anlaşılmadığını düşünerek şu açıklamayla birlikte tekrarladı sorusunu:
- `Ben onu sormuyorum, oruç borcun var mı?` Şair Haşmet bu soruyu şöyle cevaplamış:
- Paşam, oruç borcunu ALLAH sorar; sizin soracağınız kul borcudur.
ERİK
Adamın biri ramazan günü erik yiyormuş. Bunu gören adam:
- Yahu, Müslüman olan böyle oruç yer mi? demiş.
Adam:
- Hayır, oruçluyum, cevabını verince adam, avurdunun şişliğini işaret ederek:
- Ağzındaki nedir? diye sormuş.
Adam:
- Eriktir, demiş, iftara kadar yumuşasın diye ağzımda tutuyorum
ORUÇLUYUM BİLE…
Beyzade’nin biri ramazan girer girmez her türlü melanetten tövbe ederek namaza başlamış. Onu mescit de gören tanıdıkları kenardan işaret ederek, “Maaşallah, ne de güzel namaz kılıyor, ne de güzel yakışıyor, nazar değmesin” gibi güzel kelimelerle taltif ettikçe bu lâflar bizim beyzadenin kulağına değiyor ve delikanlı içten içe hoşnut olup zevke geliyormuş ve içi içine sığmıyormuş.
Nihayet bir yerde kendini zapt edemeyip namazı rükûda iken bozmuş ve kendisini methedenlere seslenmiş
“Belki haberiniz yoktur, üstelik şu anda oruçluyum bile!..”
VE SON
Ramazan, Cenâb-ı Hakk`ın nimetlerine karşı şükredebilmenin kapısıdırdır... Varlığa ve yokluğa, açlığa ve tokluğa şükür kapısıdır Ramazan.
Ramazan, fukaralara yardım edebilmenin penceresidir... Hatırlamaktır Ramazan… Açlıkla açı, yoklukla yokluğu yaşayanı idrak edip, şükür haliyle onları zihinde-gönülde yad edip,onlara yardım etmenin mutluluğunu yaşamaktır.
Ramazan, mülkün mâlikinin Allah olduğunu nefsimize talim ettirebilmenin icrasıdır... Sahip Allah…Bildiğimizin ve bilmediğimizin sahibi Allah…Ramazan bunun zikridir.Bu zikirle kibirden kurtuluş yoludur Ramazan…Gurur ve kibiri açlıkla terbiye eder Ramazan…
Duadır Ramazan…Her an kabul olan.Kur’an-ı Kerimin indiriliş anını karşılayan kadir duasıdır Ramazan.
Aczimizi işaret eden tek güçlüyü gösteren ve ona yönelen duadır Ramazan…
Sıhhatin duasıdır Ramazan.
Bereketin duası…
***
Bolluk ve bereket içinde,şükür ve sabırla…
Huzur içinde hoşlukla…
Yalnızca midemizde ki açlıkla değil “kalp kıran-kibreden-şirk koşan-riyakar olan nefsimizi terbiyeye eşlikle” Ramazan vücudumuza-ruhumuza rahledir…
“Hayırlı Ramazanlar olur inşallah”