
Uzun bir aradan sonra yeniden birlikteyiz.
Yoğun bir sezonun ardından biraz dinlenme derken, yeniden Elazığspor için yollara düştük.
Önce 2. Lig gruplandırması için İstanbul’daydık. Yapılan gruplandırma kura çekimini baştan sona takip ettik ve gruplandırmayı ilk kez ve sadece kanal e farkıyla kamuoyuna canlı olarak duyurduk.
Son olarak da Bolu Gerede kampından ayrılarak yine İstanbul`
Sezon öncesi hazırlık kampının ilk’ini ilimizde yapan bordo beyazlı ekibimiz Elazığspor, ikinci etap için Bolu Gerede’yi seçerken, izleyemediğimiz ekibimizi yerinde görmek ve değerlendirmelerimi sizlerle aylaşmak için bu kez de Bolu Gerede kampındaydık.
Elazığspor’un kamp yaptığı Esentepe oteli, İl özel idaresine ait olan bir alanda inşa edilmiş.
Yörenin belediye başkanı, 8 ay hapis yatma uğruna bu araziyi değerlendirmiş ve o dönemin Cumhurbaşkanı’nın özel af kararıyla hapisten çıkıp görevine dönmüş.
Elazığspor, süper lige çıktığı ilk sezonunda da yine burayı tercih etmiş. Giray Bulak’lı Elazığspor; o dönem hatırlarsanız çok iyi bir kamp dönemi geçirmişti.
Tabi aradan uzun yıllar geçmiş.
O dönemin Esentepe oteli; süper lig takımlarının gözdesi olurken, bugün ancak Bank Asya 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig takımlarının kamp yaptığı yer olarak tercih ediliyor.
Tipik Karadeniz ikliminin hakim olduğu Esentepe oteli; özellikle kış turizm’inde yoğun bir ilgi görüyor.
Esentepe oteli’nin iki adet futbol sahası mevcut. Çamlarla kaplı dağlarının eteklerinde inşa edilen sahalar; yaz-kış yemyeşil görüntüsüyle futbol takımlarına hizmet veriyor.
Bandırmaspor karşılaşması da yine Esentepe otelinin doğayla iç içe olan sahasında oynandı.
Azerbaycan Futbol federasyonunun Eğitim semineri için görevlendirdiği hakemlerinin yönettiği karşılaşmada Elazığspor teknik direktörü Osman Özköylü, özellikle futbolcularını çok yönlü kullanma düşüncesindeydi.
Bu nedenle maç içerisinde bazı oyuncularını birkaç bölgede denedi.
Elazığspor’un üçüncü hazırlık karşılaşmasında özellikle savunma kurgusunun tam olarak sahaya yerleştiğini söyleyebiliriz.
Futbolculuk döneminde savunma oyuncusu olan Osman hoca, belli ki işe önce savunmadan başlamış ve hakikaten savunmada oynattığı Barış, Onur, Ozan, Ulaş ve sonradan oyuna dahil ettiği Muammer, Erdal ve Veysel; bu sezon Elazığspor’un savunma sıkıntısı yaşamayacağı görüntüsünü verdiler.
Hücumda tek forvet oynattığı Taylan’a daha yakın oynayan Göksu’nun istekli oyununa rağmen, orta alandan üçüncü bölge dediğimiz hücum alanına ne yazık ki yeterli top taşıyamadık.
Bu nedenle uzun süredir enfeksiyon rahatsızlığından dolayı kendini bir türlü toparlayamayan Taylan’a yeterli destek gelmedi ve Taylan da henüz hazır bir görüntü veremedi doğrusu…
Osman Özköylü’nün asıl sıkıntısı, Ergün’ün bitmeyen sakatlığı…
Hollanda dönüşünde sakatlığını belirterek takım çalışmalarına katılamayan Ergün’ü bir türlü iyileşmemesi nedeniyle İstanbul’a tedavi için gönderen Osman Özköylü, bir türlü iyileşmeyen Ergün için sıkıntı yaşadığı ortada…
Gerek Taylan’ın hastalığı sonrasındaki toparlanamaması, gerekse de Ergün’ün kıl dönmesi (!) niteliğindeki bilinmeyen sakatlığı; Osman Özköylü’yü derin bir düşünceye sevk etmiş.
Bu nedenle son anda alınan İskenderun Demir Çelikspor’lu Hüseyin Kuday; bu oyunculara alternatif olacak cinsten…
Ancak ikinci yarıda Taylan’ın yerine oyuna dahil edilen Ümit Teke’nin formda oluşu; Osman Özköylü’yü sevindiriyor kuşkusuz.
İkinci yarıda oynadığı futbolun yanı sıra topu alan, saklayan ve arkadaşlarına top dağıtımını yapan Ümit Teke; şu andaki görünümüyle kendini beğendirmiş durumda…
Orta alanda Murat Kayalı, diğer arkadaşlarına oranla öne çıkan oyuncumuzdu. Ayağına aldığı her topta klas hareketler yapan Murat’ın özellikle son hamlede geç kalması, zaman zaman hocasını da sinirlendirirken, genç oyuncunun daha basit oynaması gerektiğini buradan belirtmek isteriz.
Beni (şimdilik) hayâl kırıklığına uğratan iki oyuncu var…
Bunlardan biri Oktay, diğeri de Fatih Uyar…
Çabukluğu ve takımlarında ortaya koydukları performansla Elazığspor’a kazandırılan oyuncular, ancak topla göründüler.
Yani Fatih’in önüne top atacaksın ki sahada olduğunu fark edelim. Bunun dışında Oktay da Fatih de oyunun içerisinde pek yoklar…
Arif’i, geçen yıla oranla daha istekli ve takım oyununa adapte olmuş gördük. Bunda da Osman Özköylü’nün takım oyunu anlayışını futbolcularına aşılamasının faydası büyük elbette.
Genel anlamda görülen o ki; Elazığspor bu sezon çok koşan, pres yaparak rakibine oynama alanı bırakmayan, hırslı, mücadeleci bir oyun şeklini benimsemiş.
Ancak top yapmada zorlanan, hırsı ve isteğinin kurbanı olma pahasına telaş yapan Elazığspor’un sahaya oyun şablonunu da yansıtması gerekir ki; biz bunu Bandırmaspor maçında göremedik ne yazık ki…
Konuştuğumuz Osman Özköylü; bundan sonra hücum alanında yaşadıkları sıkıntıları gidermek adına bu bölgeye yönelik çalışmalara ağırlık vereceklerini söyledi.
Bolu Gerede kampının hemen ardından 2-3 saatlik bir uykuyla bu kez fikstür çekimini yerinde takip etmek üzere bir kez daha İstanbul’un yolunu tuttuk.
Fikstür çekimini de yine kanal e farkıyla Elazığ’a ilk kez canlı olarak verirken, yol yorgunluğunu unuttuk, bu kez de Elazığ’ın, Gakgoşlar diyarının yolunu tuttuk.