
Siz hiç acaba aldatıldık mı diye düşünmediniz mi?
Sözler tutuldu mu, verilen vaatler yerine getirildi mi?
Düşündünüz mü?
Yada sözleri ve vaatleri üzerinden zaman geçtiği için siz de mi unuttunuz?
Kaç defa unuttunuz?
Kaç defa aldatıldınız?
Düşündünüz mü?
Bir Afrika Atasözü şöyle diyor;”Biri beni aldatırsa utansın,ancak beni ikinci defa aldatırsa ben utanayım.”
Karşı taraf bizi defalarca aldattığı halde utanmıyor ama en garibi biz defalarca aldatıldığımızı hala idrak edemediğimiz için hiç utanmıyoruz…
Bu işin sonu yok velhasıl…
Evet,evet,evet…Evet diye diye aldatılmaya devam edeceğiz demek ki…
KİŞİLİK VE ADAMLIK
Her kişi bir kişiliğe sahiptir… Yok, öyle demeyelim; her kişi mutlaka bir kişiliğe sahip olmalıdır…
Mevkin var ama kişiliğin yok…
Paran var ama kişiliğin yok…
Şöhretin var ama kişilin yok…
Neye yarar…
Hani babası demiş ya oğluna;”oğlum böyle yaparsan sen adam olamazsın, adam ol öyle gel” diye…Oğul gitmiş padişah olmuş ve babasını huzuruna çağırmış da, kasıla kasıla söylenmiş;”bak baba bana sen, adam olamazsın demiştin ya, ben padişah oldum,oldum da karşına öyle çıktım”
Babası;”a oğul ben sana padişah olamazsın demedim ki,adam olamazsın dedim” demiş…
Durum bu kıssa misali… Mesele kişiliğe sahip olmak,yani adam olmak,bunu başarmak…Sonrası adamlığını perçinleyen güzellikler olur değil mi?
Yaşanmış bir kıssayla bağlayalım, adamlık-kişilik meselemizi…
1982 yılı Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu`nda 2.sınıf öğrencileri Türkiye Ekonomisi dersinin hocasını bekliyor.
Sınıf,öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor, içeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor.
Tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) rakamı çiziyor.
` Bakin ` diyor.
` Bu, kişilik`tir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey.`
Sonra (1) `in yanına bir (0) koyuyor: ` Bu, başarıdır.
Başarılı bir kişilik (1) `i (10) yapar `.
Bir (0) daha ` Bu, tecrübedir. (10) iken (100) olursunuz `. Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor:
Yetenek... disiplin... sevgi... Eklenen her yeni (0) `in kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor hoca...
Sonra eline silgiyi alıp en bastaki
(1) `i siliyor. Geriye bir sürü SIFIR kalıyor. ve Hoca yorumu patlatıyor,
“ Kişiliğiniz yoksa, öbürleri hiç`tir”
“EVET-HAYIR” VE BAKIŞ AÇISI
Benim referandum sürecinde bir bakış açım var elbette…
Sizin de…
Farklı düşünüyoruz, doğrudur…
Hatta anayasa değişikliğine “evet” demek isteyenler arasında bile “evet” demelerine rağmen farklı düşüncelerin karşılaşmasını görüyoruz, aynen “hayır” diyeceklerin farklılığı gibi.
Bundan doğal ne olabilir?
Hani anonim bir söz vardı, hatırlayalım;”herkes aynı düşünüyorsa hiç kimse bir şey düşünmüyor demektir.”
Aynen öyle…
Ben bu “evet” ve “hayır” bakış açısını bir kıssayla kaynaştırdım.
Buyurun bakın;
“Yıllar önce bir ayakkabı şirketinin sahibi pazar araştırması yapmak üzere Afrika`ya aralıklı olarak iki pazarlamacı gönderdi..
Birinci pazarlamacı araştırmasını tamamladıktan sonra patronunu arayıp şöyle dedi : " Burada bizim için hiçbir fırsat yok, çünkü his kimse ayakkabı giymiyor."
Birkaç ay sonra giden ikinci pazarlamacı ise patronunu arayıp heyecanla "Afrika`da inanılmaz fırsatlar var. Burada hiç kimsenin ayakkabısı yok "dedi…
Biri “hayır” bakış açısı, diğeri ”evet” bakış açısı…
Ne diyelim.