
Giden fidanların arkasından söylenen hangi anlamlı kelime dindirir anaların yüreklerindeki sızıyı…
12 babayiğidi uğurladık.. Yüreğimiz yandı elbet, kahrettik bir kez daha teröre.. lanet olsun dedik, beraber, bir ve tek vücut bu topraklar üzerinde yaşamayı bilmeyenlere..
Lanet olsun sana, yüreğinde bu güne kadar nasıl bir kin vardı.. Nasıl bir öfkeyi büyüttün de içinde bir gece vakti ansızın aynı topraklar üzerinde yaşadığın kardeşine kalleş bir kurşun gönderdin…
Biz onları en yüksek makama uğurladık. Ya sen hain, bu toprağın üstüne sığmadın, gireceğin mezarı da kendine dar ettin. Doğru ya, unutmuşum sana mezarda yok. Çünkü sen, toprağın altına da giremiyorsun, öldürüldüğün yerde tıpkı bir hayvan leşi gibi kalıyorsun..
Senin cesedini arkadan toplayan olmazken, benim şehidimin silah arkadaşları, şehidinin kanını yerinde bırakmamak için aynı karakolda görev yapmayı istiyor.
Başbakan Erdoğan’ın Hakkari Şemdinli’deki saldırıda yaralanan askeri ziyareti sırasında, yaralı askerler işte tam da bu cümleleri söyledi, “ben o karakolda askerliğimi tamamlamak istiyorum”
İşte ordumuzun büyüklüğü…
Şehit anaları, biliyorum içinizdeki acıyı hiçbir hafifletmeyecek, artık siz gülmeyecek, yüreğinizdeki büyük boşlukla yaşamaya çalışacaksınız.. Biz bugün ağlayıp, yarın unutacağız ama siz hep evladınızın ismini sayıklayacaksınız. Bu acı dinmez, ne denilebilir ki, giden 12 fidan..
Daha hayatlarının baharında gençler, şehadet şerbeti içtiler. Şimdi artık sözün bittiği yerdeyiz. Sözün karanlığa büründüğü, gözyaşlarının sele döndüğ, yüreklerin yandığı yerdeyiz. Türkiye büyük olduğu sürece hain susmayacak..
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.