
Başbakanımız bir açıklama yaptı...
Ne için?
Önü alınamayan et fiyatlarının yükselmesi için.
Ne dedi?
"Gerekirse et ithal ederiz" dedi...
İlk bakışta uyarı gibi geldi ve karşılığında; yaygın basın hemen haber eyledi;"başbakanın çıkışması işe yaradı, et fiyatları düşüyor" denildi...
Aslında olay hiç de öyle değildi bence...
Ya neydi...
Bu yıllardır süregelen AKP iktidarının da titizlikle yürüttüğü milli et üretimi yerine ithal et üretimini destekleme ve önünü açma politikasının göstergesiydi...
Yani et fiyatlarının hızla yükselmesine çözüm ithalatsa bu "ağacı budamak, kökünü kazıp havalandırmak yerine ağacı kökünden kesmek ve buna da çözüm demekten başka bir şey değil ki"...
Et üreticisini ve Türkiye`de hayvancılık işiyle uğraşanı, üreteni desteklemek ve bu fahiş fiyatların alt yapısını araştırıp, üreticinin daha ucuza sağlıklı et üretmesini sağlamak yerine et ithalatını yapmak; Türk Canlı Hayvan Üreticisine darbe vurmaktan ve onun aza indirgenmiş üretimini tamamen baltalamaktan başka ne işe yarar ki...
Ha ilk bakışta; Sayın Başbakanın et fiyatlarıyla ilgili bu çıkışını bende olumlu gördüm ama işin ucu ciddi ciddi ithalata uzanınca yadırgadım tabi...
Elbette ki bu ilginç politika AKP hükümetinin politikası değil, geçmişten özellikle Rahmetli Özal döneminden beri yürütülen ve zaman süreciyle yerine oturtulan bir uygulama... Tıpkı Türk tarımına yapılan gibi...
Dikkat edin yıllardır Türkiye`de kırmızı et; sağlığın bir numaralı düşmanı ilan edildi... Yıllardır bu millete hormonlu tavuk ile birlikte ot yemeleri tavsiye edildi... Koca koca bilim adamları da bu tavsiyelere bilimsel katkılarda bulundu... Sonra bir kuş gribi vakasıyla doğal üretim kümes hayvanlarımız büyük bir iştahla katledildi... Yine kırmızı et yerine ot ve hormonla büyüyen tavuk tavsiye edildi...
Avrupa`nın birçok ülkesi bizden daha fazla kırmızı et tüketirken, Amerika bizden üç kat daha fazla kırmızı et tüketirken biz milletimize otu ve hormonluğu tavuğu uygun ve sağlıklı gördük...
Böylesi senaryolarla kırmızı ete farklı darbe vurma konusunda yeterince darbe vuramayınca bu defa et fiyatları altın fiyatlarıyla yarışır oldu... Ekonomik sıkıntılarla zar zor et yemeye devam eden vatandaşımız da artık bırakın tavuğu otu başköşeye oturttu mutfağında...
Elbette ki sadece et yemekleriyle beslenmek doğru ve sağlıklı beslenme olmaz ama sadece ot yemeği ile beslenmenin ne demek olduğunu siz düşünün gayrı...
Bakın yarın et ithalatı yaygınlaşınca ve akabinde et fiyatları aşağıya düşünce kırmızı etin faydaları nasıl da reklamlara düşecek...
Yıllarca kolesterolü yükseltiyor kalbe zarar veriyor diye sofralara az konulan, sofralardan kaldırılmak istenilen yumurta nasılda af edildi...
Doğrusu da buydu, yumurta zararlı değil faydalıydı... Et içinde yarın aynı şeyler söylenecek...
Ha biz elbette ki her gıdanın azı ve özünden söz ediyoruz... Atasözümüz ne diyor;"azı karar çoğu zarar"...
Atasözü dedik... Öyleyse atarı hatırlayalım... Türk Milleti`nin öz sofrası et ile donatılmıştır... Türk et yer...
Otu ete katık yapmıştır, yardımcı yemeği şifa için (otacıların desteği ile)aş yapmıştır ama Türk`ün asıl yemeği ettir...
Dört kıtaya hükmeden bir millet... Bileği ve aklı sağlam bir millet... Dört bin yıllık mazisinde etten vazgeçmemiştir...
Atına, boğasına, keçisine ot yedirmiş ama atının, boğasının keçisinin yediği ile beslenmek yerine onları aş ederek, onlardan elde ettiği sütü, peyniri, yoğurdu tüketerek bir taşla iki kuş vurmuş gibi daha iyi beslenmenin yolunu işaret etmiştir...
Et bu milletin temel besin kaynağı ve bu ülkenin üretim adına ekonomik döngüsüdür... Vazgeçilmezidir.
Umarım hükümetimiz bu ithalat çıkışını et fiyatlarının düşüşüne sebep olsun diye iyi niyetle yaparken bir taraftan da sorunun çözümü ve üreticinin desteklenmesi adına da ciddi adımlar atar...
Yoksa bugün ithalat yapılınca düşen et fiyatları tüketiciyi mutlu ederken yarın; hayvancılığında bile dışa bağımlı, boğazında bile ele bağımlı bir millet yapar ki o zaman vay halimize...