Esnaf Duvar Mağduru
STK Platformu Açıklama
Güler Ailesinin Acı Günü
Bakan Yıldırım`dan AA`ya Övgü
SODES Projeleri
Açılım İnşaat`ın Gurur Günü
Eğitime Kar Engeli
Elazığ`da Arıcılık Kursu
TSE`de Personel Sıkıntısı İddiası
Kanal E Canlı Yayın Radyo E Canlı Yayın
-2°
Bu Gün Hava
Açık
Yazarlar / Mustafa Gür
Mustafa Gür
Mustafa Gür
mustafagur_@hotmail.com
“ELAZIĞ’DAN KAÇAN KURTULUR” AÇILIMI…
11.01.2010

Gelenek olmuştur...
Her geçen yılın ardından, ilin kurum amirleri, İlbeyleri, Belediye Başkanları; geçen bir yıl, o ilde neler oldu, hangi hizmetler yapıldı, şeklinde, basına açık vatandaşı bilgilendirme toplantısı yaparlar...

İşin doğrusu bu tür toplantılar, bildik hizmetlerin, yani geçen bir yıl içerisinde yazılı ve görsel basında haber olmuş hizmetlerin anlatımından ibaret olduğu için habercilik adına vasatın üstüne çıkmaz...

Genelde kahvaltılı veya yemekli yapılan bu toplantılara "bir şekilde gazetecilik yapanlar!" ve gazeteci olanlar da katılır. Toplantının sonucu aslında bir yazılı bir bültenden ibarettir. Bu bülten görsel basın ve yazılı basında farklı başlıklarla çıkar...
İçerik değişmez ama başlıklar değişir...

Geçen hafta Perşembe günü saat 8.30`da, Karayolları Misafirhanesinde böylesine olağan bir toplantıya katıldık...

Elazığ Valisi Sayın Muammer EROL`UN, Valiliği dönemi içerisindeki hizmetlerini anlattığı toplantıda bir geleneğin yerine getirilmesinden ibaretti... Kaldı ki Sayın Valimiz EROL`da, sözüne başlarken bunu ima etti...

Toplantı başladı, anlatım ve masa üstüne konulan 2009 hizmet bülteni gözden geçirildi... Hemen belirteyim ki Sayın Valimizin hizmet dönemi içerisinde anlattığı hizmetlerin bütünü gazetemizde manşetler halinde yer almıştı...

Hatta bahsedilen ve bize sunulan bülten de yer almayan hizmetler bile, hem haber hem ben ve diğer yorumcu arkadaşların köşelerinde "takdir" ile değerlendirilmiş yazılmıştı.
Sayın Valimizin Havaalanı pistinin açılması adına gösterdiği cesur, kararlı hizmet atağı ve yine pek çoğumuzun bilmediği doğalgaz ağının, geçen yıl daha fazla mahalleye girmesi için yaptığı girişimler bizim tarafımızdan zaten değerlendirilmişti...

Elbette ki değerlendirilmeliydi...
Geldiği dönem içerisinde kısa zamanda bir taraftan, Elazığ`ı ve Elazığlıyı tanımaya çalışan Sayın Valimiz bir taraftan da Elazığ`a ne yapabiliriz konusunda samimi bir gayret içerisinde fikirleri değerlendiriyor ve aksayan hizmetleri de sorunları ortadan kaldırarak çözüme ulaştırıyordu(havaalanı pisti ve doğalgaz).

Toplantı sona erdi...
Haber yapılacak... Uzunca bir bülten... Okuyucuya sunulacak... Yapılan bu hizmetlerin hatırlanması adına habere "şık" bir başlık atmak gerekli... Vasat bir başlık, ne internet sayfamız da ne de gazetenin haber sayfasında ilgi çekmez...
Zaman zaman yaptığımız haber üslubunu kullandık...

Mevcut haberin içerisinden çarpıcı bir cümleyi öne çıkardık... Her hangi bir ek yapmadan, süslemeden, Sayın Valimizin konuşması esnasında çok doğru bir tespitini dillendirirken ürettiği cümleyi; manşet yaptık...
Neydi o başlık?
"Elazığ`dan kaçan kurtulur!"
Başlığın hemen altında Vali EROL`UN konuyu nasıl ele aldığı açıkca belirtilmişti...Yani;"Elazığ`dan kaçan kurtulur" ifadesi net bir şekilde niye kullanıldığı,belirtilmişti...

Demişti ki Sayın EROL; "Elazığlılar güzel insanlar, ama birbirlerini sevme ve birlikte olma noktasında çekememezlikler yaşandığı için mesele öyle bir hal alıyor ki, bir vakit sonra insanlar -Elazığ`dan kaçan kurtulur- demeye başlıyor"

Evet, işte biz bu ifadenin çarpıcı cümlesini öne çıkarıp, manşet yaptık...
Dikkat çekti haber... İdrak sahibi herkes tarafından okundu ve haberciliği bilenler tarafından da takdir gördü...

Ama bazı kesimler bu haber sonrası bizi hem zora soktu hemde rahatsız ettiler...
Mesela bir kesim, klasik haber okuma alışkanlığıyla haberin başlığını okuyup, içine bakmadan yorum yapmaya başladılar;"vay valimiz demek Elazığlıları böyle görüyor..."diyerek...

Diğer kesim de, ki onlar genelde "kraldan çok kralcılık yapmaktan hoşlananlardır" Şöyle dediler;"böyle habercilik olmaz, sizi kınıyoruz, haber başlığını yadırgıyoruz. Siz Sayın Valimize zarar vermek mi istiyorsunuz?"
Ne alaka...
Biz Devleti temsil eden makama hiçbir zaman yan gözle bakmadık ki, şimdi de bakalım...
Ortalığı karıştıranlar, işte onlar aslında bahsettiğimiz ve manşete çektiğimiz başlığı ispatlayanlardır...

Evet, Perşembe günü Sayın Valimizin toplantısında öne çıkması gereken konu, aslında Elazığ`ın bu yapısıdır...
Hakikaten üzüldüm...

Üzüldüm. Çünkü hiçbir art niyet taşımayan bir haber başlığı, bizim sayın valimize zarar vren bir görüntü içine soktu, art niyetlilerin gayretiyle tabi...

Üzüldüm. Çünkü insanlarımız ne yazık ki, muhasebe etmeyi kendi özünde ki rahatsızlıklarla yüzleşmeyi hiç ama hiç düşünmüyorlar...
Üzülmeme rağmen, başlıktan dolayı pişman olmadım. Çünkü art niyet yoktu, işin içinde...

                       *                     *                      *

Şimdi müsaadenizle, yıllar önce benim bu köşeye de yazdığım, (çoğunluk olmasa da kısmen olsa da) aslında bizi ve Elazığ`ın gelişmesini etkileyen, bir hastalığımız olan, "çekememezlik" başlığıyla özetleyeceğimiz özelliğimizi anlatan kıssayı sizlerle yeniden paylaşacağım.

                     *                      *                      *
Vakti zamanında padişahın biri
Çağırmış vezirlerini.
Her vilayetten onar tane kurbağayı toplayıp, bir küpe koyasınız.
Küpleri huzuruma getiresiniz, diye
Ferman eylemiş...
Neden niye diye, sorulur mu padişaha?
Düşülmüş vilayetlere bir bir...
Toplanmış kurbağalar...
Huzura getirilmiş...
Padişah, içi kurbağa dolu küplerin arasında gezmeye başlamış...
Bu hangi vilayetin, şu hangi vilayetin diye sora sora,
Gezmeye devam ederken...
Gözü ağzı açık bir küpe takılmış...
Bre bu ne ola diye kükremiş.
Bütün küplerin ağzı kapalı, kurbağalar kaçmasın diye,
Bu küpün niye ağzı açıktır?
Demez misiniz kaçar kurbağalar...
Vezirlerden biri çıkmış bir adım öne;
Efendim, demiş...
Merak etmeyin onlar kaçmazlar...
Padişah, demiş niye?
Vezir devam etmiş;
"Onları Elazığ`dan toplayıp getirdik... Özellikleri çok farklıdır... Öyle ki; biri kaçmak istese, alta kalan kurbağa onu ayağından tutup çeker aşağıya... On kurbağanın onu da bir birine aynı şeyleri yaptı... Bu yüzden küpün ağzını bağlamadık..."

                     *                       *                        *
Kızdınız mı?
Bu bir kıssa...Yıllar önce yazdığım bir kıssa...Ne kıssaya ne hisseye kızmayın...
Ben kendimi ayırmıyorum ki...
Hepimizin içinde böyle bir rahatsızlık var işte... Biri bizden bir adım önde olunca çekemeyiz... Karalarız, çelme takarız...
Beğenmeyiz...
Bir olmamak için elimizden geleni yaparız...
Evet, dürüstüz, evet merdiz ama her güzelin bir kusuru olduğu gibi, bizde bu kusurla yaşıyoruz...
Muhasebe yapmalıyız...
Hatalarımızı kabullenip, kem huylarımızı törpülemeyi denemeliyiz...
Biz bu değiliz diyorsak, biz bu olmamalıyız...
Düşünün Elazığ`dan göç edenleri... Beyin göçünü, ekonomik göçü... Kültür göçünü...
Ve gidip de geri dönmeyenleri düşünün...
Hep gidenler mi suçlu yani?

Okunma Sayısı :561
Yazarın Diğer Yazıları
11/22/2011
02/01/2011
01/25/2011
01/18/2011
01/17/2011
12/20/2010
12/12/2010
12/15/2010
12/12/2010
12/03/2010
12/06/2010
11/29/2010
11/17/2010
11/10/2010
10/21/2010
10/15/2010
09/10/2010
09/06/2010
08/18/2010
07/30/2010
07/27/2010
07/02/2010
07/02/2010
06/16/2010
28.04.2010
26.04.2010
20.04.2010
19.03.2010
17.03.2010
01.03.2010
15.02.2010
06.01.2010
Anket
Sizce Elazığ`ın En Büyük Sorunu Ne ?
İşsizlik
Kentsel Dönüşüm ve Belediyecilik
Sahipsizlik ve İlgisizlik
Trafik
Yeterli Yatırım Yapılmaması
Nöbetçi Eczaneler
RSS
© 1999 Tüm hakları saklıdır. - Kanal E Televizyonu Haber Merkezi
RSS