
Kendinizi bir an için Belediye`de işe giren püremanet işçilerden birinin yerine koyun...
Yıllar önceye gidin...
İşe alındınız, püremanet de olsa artık bir işiniz var sağlık güvenceniz var...
Çalışmaya başladınız hemde helalinden (hani işe gitmeden ayda aya maaş almaya giden haramdan kazanan taraftan değilsiniz) çalışıyorsunuz... Artık verilen iş neyse hakkıyla yerine getiriyorsunuz.
Yaşınız da ilerledi. O güne kadar işsiz olduğunuz için evlenememiştiniz ama şimdi bir işiniz var... Görücü usulü bir kız ile hayatınızı birleştirdiniz...
Zorda olsa hayat şartları geçiniyorsunuz... Başbakan her ne kadar üç çocuktan az olmasın demiş olsa da, siz bir çocuk sahibi oldunuz...
Sonra ekonomik kriz baş gösteriyor...
Aldığınız maaş az geliyor ama şükür ediyorsunuz... İşsiz olanlarla kıyaslayıp kendinizi işinize sarılıyorsunuz.
Bir ara maaşınız bir ay gecikmeli elinize geçiyor. Olsun diyorsunuz...
Sonra bu durum tekrar ediyor...
Yine olsun diyorsunuz...
Ve...
Bu durum peş peşe tekrar ediyor...
İki ay, üç ay, dört ay maaşınızı alamıyorsunuz...
Hayatınızı sürdürebilmek, ailenize bu durumu fazla fark ettirmemek için kredi kartıyla alışveriş yapıyorsunuz veya bakkala, fırına borçlanıyor ama bir türlü ödeyemiyorsunuz. Çünkü ipin ucu kaçıyor. Kredi kartında faizler birikiyor, ev kirası birikiyor, bakkal ödeme yapmadığın için alışverişe izin vermiyor...
Çocuğunuz; "baba bana oyuncak al" diyor... Bırakın oyuncağı siz onun en çok sevdiği meyve olan muzu bile alamıyorsunuz...
Ev içinde size ve yaşananlara sabreden eşiniz, belki çevrenin de etkisiyle bu böyle olmaz, demeye başlıyor.
Hatta bir gün kararını veriyor annesinin evine gidiyor... Boşanmasanız da huzursuzluk hat safhaya çıkmasın diye böyle bir ayrılığı kabulleniyorsunuz...
Siz yinede helalinden çalışmaya devam ediyorsunuz. Evet, başkaları gibi, işe gitmeden maaş alan kesimden değilsiniz, aksine tam mesai yapıyorsunuz. Ama maaşınız birkaç aydır takılıyor, tam maaş alamıyorsunuz...
Derdinize kimse çare olmuyor...
Olamıyor.
"Ödenecek" diye bir haber duyduğunuz da bile işe ilk girdiğiniz gün gibi mutlu oluyorsunuz...
Ama hala bir gelişme yok... Umut var ama sonuç yok...
Bekliyorsunuz, düşünüyorsunuz, sıkılıyorsunuz, sabrediyorsunuz...
Ama şimdilik yok...
***
Evet, kendinizi bir defaya mahsus püremanet işçilerin yerine koyun hayata bir de, oturduğunuz koltuklardan değil de buradan bakın...
Ajitasyon yapmıyorum...
Gerçeklere bakıyorum...
Belediyenin hesapları tutmamış, müteahhit firmanın hesapları tutmamış, kriz ödeme planını aksatmış... Anlıyorum... Ama sizde anlamalısınız... Onların halini... Bir an önce ama acilen bu sıkıntıyı çözmelisiniz değil mi?
***
O çalışıp da, hakkıyla işine gidip de (çünkü içlerinde o maaşı bile hak etmeyenler vardır muhakkak) mağdur ve mazlum olanlar vardır...
İşte o mazlum ve mağdurların duasını ALLAH kabul eder... Varın yine siz onların yerine geçin ve beddua değil dua edin...
Ne derdiniz?
"Ey büyük ve yüce ALLAH! Durumumuzu görüyorsun... Bize yardım et... Bu halimizden kim sorumluysa, kimler sorumluysa onları sana havale ediyorum..." demez misiniz?
***
Belediye Başkanımızın ve ilgili kişilerin bu durumdan en az bizler kadar rahatsız olduklarına inanıyor ve bu sıkıntıların bir an evvel çözüleceği inancıyla, yazıya noktayı koyuyorum.