
Dün gazetemize 23.3.2010 tarihli bir mektup ulaştı.
Konusu "Elazığ Belediyesinde de asgari ücretle(pür emanet) çalışan işçilerin yaşadığı sıkıntılardan ibaret olan mektubu paragraf paragraf sizlerle paylaşmayı vicdani bir borç bildim...
Elbette ki sizlerle paylaştığım mektubu yalnızca okuyucuların okuması yetmez...
Hala sevgi dolu yüreğe sahip olduğuna inandığım Elazığ Belediye Başkanı Sayın SELMANOĞLU`NUN da, bu mektubu okuması ve mektupta bahsedilen mağduriyetlerin giderilmesi konusunda elinden geleni yapmasını da(ki yaptığına ve yapacağına da inanıyor, inanmak istiyorum) temenni ederek; mektubu yorumsuz olarak size sunuyorum.
***
"Sizler bu memleketin ve bu toplumun gözü kulağısınız. Burada yaşayan insanlar sizin öncülüğünüz ve önderliğinizde, topluma faydalı olmak, onları aydınlatmak, iyi ve kötü durumlarda yol göstermek, en önemlisi onların mutluluğu ve güvenliği için, kaleminizle hizmet etmek için çalışıyorsunuz.
İşte bu düşüncelerle yazıyorum.
Elazığ Belediyesin de çalışan binin üzerinde işçi(pür emanet) yaklaşık dört aydır maaşlarını alamıyorlar.
Bu masum, mağdur, mazlum insanlar ne yerler ne içerlerler, çocuklarının okul masrafı nasıl karşılanır hiç düşündünüz mü?
Bunlardan daha vahimi aileler parçalanma noktasına geldiler, bunları yabana atmamak gerekir.
Sayın Selmanoğlu bu makama bu mağdurların dualarıyla geldi, hiç unutmamalıdır.
Bu durumu Sayın Başkanımıza defalarca "zata mahsustur" ibareli mektuplarla bildirdim, ama mektup başkanımıza ulaşmadan yırtılıp atıldı...
Şimdi soruyorum.
Bu memleketten bir gün çöp alınmazsa ne olur? Hiç düşündünüz mü?
Hani çalışanların ücretleri alın terleri kurumadan verilecekti. Sayın SELMANOĞLU`NUN yüzünü ak çıkaranlar bu mağdur insanlar değil mi?
Belediyemizin parası mı yok? Hiç değil... Havuz kontrol altında tutulur, harcamalara dikkat edilirse, mağdurların maaşı günü gününe ödenir.
Bu hassas konuyu duyarlı bir Elazığlı olarak sizlerle paylaştım. Sizlerde haber veya yazılarınızla bu konuyu paylaşırsanız, hem SELMANOĞLU`NUN yüzü gülecek hem de mağdurlar sıkıntılardan kurtulmuş olacaktır.
Selam ve saygılarla"
***
Mektubun altında imza ve isim var olmasına rağmen bunu sizlerle paylaşmadım. Bizde saklı kalsın.
Evet, mektup bu...
Paylaşılan sorun da mektupta yazılan, daha önce gazetemizin de haber yaptığı, şu veya bu sebeple hala devam eden işçilerin maaşlarını doğru düzgün alamama meselesinden ibaret.
Elbette ki Belediyenin de bağlı şirketinde ekonomik sorunları vardır... Kaldı ki bu sorunlar Türkiye`nin paylaşımıdır...
Vatandaşı bütünüyle mağdur etmek ayrıdır, onları mağdur etmemek için samimi gayret gösterip eksiğe rağmen bir şeyler yapmak ayrıdır.
Düşünmek, idrak etmek gerekmez mi?
Vicdan muhasebesiyle meseleye yaklaşmak gerekmez mi?
Herkesin ve her kesimin yani işverenin de işçinin de ekonomik mağduriyetinin olduğu bir dönemde yaşıyoruz... Kimseye kasti bakmıyoruz.
Yalnızca bu mektubun analizine bir daha bir daha bakılması gerektiğini hatırlatıyoruz.
HALİMİZE DUA
"Allah" diyerek mazlumu kandıran şeytan dostu münafıktan.
"Vallah" diyerek ortalığı katan fasıktan...
Haram pilava dalan kaşıktan...
Sahtekârla kol kola gezip, doğruyu söyleyene sırt dönen suratı asıktan...
Mal-mülk-şan-şöhreti baki zanneden dünya haline aşıktan...
Her şerre göz yumduran, ninni diye uyutan riyakar beşikten.
Üstünden geçince adamlığını unutturan eşikten...
Ancak kendi tarafına ışık saçan ışıktan...
Yanlış yolda olduğunu anlamayan baştan ve başında ki başlıktan...
Sana sığındık Allahım...
Sana sığındık...