
Belki de bu konuda en kolay şey yazmak, dile getirmek. Ortaya bir suçlu çıkarmak ve her şeyin vebalini bulunan suça veya suçluya yüklemek en kolayı...
Yaşadığımız depremin suçlusunu da bulduk. Kerpiç evler, O kerpiç evler yüzünden ocaklar söndü. Tahta kalıplara dökülerek güneşte kurutulmuş balçık, 41 insanın, tahta tabuta girmesine neden oldu..
Bu kadar mı yani?
Suçluyu bulduk. Oh, vicdanımızı da rahatlattık artık rahat rahat televizyon karşısına geçip çayımızı içebiliriz.
Ne yapalım canım biz mi dedik oturun o kerpiç evlerde diye,
Öyle olmuyor işte,
Her şey bu kadar kolay değil. Bu köylere hiç mi kimse uğramadı. Kimse hiç mi demedi bu insanlara dağ eteklerine ev yapmanız tehlikeli diye, hiç mi gidilmedi daha önce buralara, birinci derece deprem bölgesinde bulunan bir alanda bu tip evlerde oturulamayacağını kimse söylemedi mi?
El- cevap: Kimse söylemedi, kimse gitmedi, kimse söylemedi..
Herkes, "orda bir köy var uzakta, gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür" türküsünü söyledi.
Kimse oradaki insanların bunca yıldır yaşadığı yokluğu sefaleti görmedi, iki göz odada, 8 nüfusun kaldığını kimse bilmedi, ta ki, o gün gelene kadar...
Belki de gidip gelinmediği için gazeteciler, bu kadar kolay hikaye bulabildi. Her yıkık evin altından neredeyse bir dram, acılarla dolu bir yaşam öyküsü çıktı.
Önceki depremlerde, mucize kurtuluşlar başlıkları atılarak, şu kadar saat sonra enkaz altından sağ çıktı haberleri yazılırdı, bu depremde her enkazın altından saatlere meydan okuyan kişilerin değil, her ferdin yaşamış olduğu sıkıntılar, kahraman başlıklarla haberleri yazıldı.
Bu deprem aslında bize ne kadar gelişmiş olduğumuzu, devletimizin insanlarımızı nasıl bir refah içerisinde yaşattığının da tablosunu çıkardı..
*******
Başbakan, 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Mustafa Korkut Özaslan`a sarıldı ya, bence çok yerinde bir teşekkür oldu..
Çünkü Mehmetçik, gücünü gösterdi ve tüm imkanlarıyla deprem bölgesi için seferber oldu..
Bir teşekkür de benden, sağ olun iyi ki varsınız..