
İNANIN ÇOÇUKLAR, SİZDE İNANIN GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ, GÜNEŞLİ GÜNLER" diye başlar tribünlerdeki sloganlar maçların öncesinde ve can alıcı dakikalarda.
Başarabilmek için, hedefe ulaşabilmek için en önemli gerçek inanmaktır ve inandırabilmektir.
Hayatta da böyledir, yaşam denilen bu yolda yürürken hedeflerimiz için ve bu hayata tutunabilmek için inanmamız gerekir umutlarımıza...
Elazığspor`un ben bu ligden düşmeyeceğim ve bu ligde bende varım diye haykırdığı bir maçtı K.Maraş maçı.
Ne istediğini bilen, kazanmak zorundayım mantığını iyi şekilde anlamış olan bir takım görüntüsünde olan Elazığspor maçın sonunda inandığı ve istediği üç puanı aldı.
Artık bu grupta kimin nasıl oynadığı hiç önemli değil, bu saatten sonra kimin puan olarak ne aldığı ve ne verdiği önemli.
Her geçen hafta gerek kadro olarak ve gerek oyun olarak en önemlisi de takım olabilmek adına olumlu ve büyük adımlar atıyor bu takım.
Elazığspor`un konumundan ve durumundan dolayı oynadığı maçlarda kaybedeceği puan veya puanların hiçbir şekilde telafisi yok.
Takım olarak iyi mücadele ettiği K.Maraş maçında özellikle ön liberoda oynayan Hakan iyi işler yaptı.
Forvet hattında oynayan Burak çok iyi mücadele etti, çoğunlukla doğru zamanda ve doğru yerde oldu sürekli olarak boş koşular yapıp, deparlar atarak da Taner`e boş alan yarattı. Bir ara temposundan dolayı tribünde ben yoruldum.
Maçlara yüksek tempoyla başlayan Elazığspor, özellikle maçların ikinci yarılarında, orta saha oyuncuları yorulup maçtan düşüyor bunun için bence teknik heyetin oyuna daha önce müdahale edip, oyuncu değişikliklerinin daha önce yapılması gerekiyor.
Sonuç olarak Elazığspor zor bir haftayı daha kayıpsız olarak tamamladı. İnanmanın başarılı olabilmek adına ne denli gerekli olduğunu da bir kez daha cümle âleme gösterdi.