
21 Şubat 2010 19:32
İki ay önce Başbakanımız kürsüye çıkıp; "emekliye verdikleri büyük maaş zammını ballandıra ballandıra anlatmıştı..."
Az çok emeklinin yüzü gülmüştü...
Az çok diyorum, çünkü Başbakanımız o zammı açıklarken, tüp 53 lira olmuştu, elektrik zamlanmıştı... Zar zor hayatta kalmaya çalışan emekli; iki ay önce Başbakanımızın bizzat ağzından açıkladığı maaş zammı haberiyle;"hiç olmazsa oda bi şey!"diyerek zoraki bir "oh!" çekmişti...
Ne denilmişti?
"Emeklilerimize, en az 80 lira zam yaptık... Bu zam miktarı, 150 civarıdır, diyende vardı..."
Geçen ay bu efsane zam emekliye yansıtılmadı...
Bu ay tamam denildi...
Bu ay mı?
Emekli olup da, bugünlerde çektiği parada 80-150 arası efsane maaş artışıyla karşılaşan var mı acaba?
Yok...
Etrafımızda olan emekliler alamadı çünkü?
Belki gelecek ay...
Yada bahsedilen maaş artışı, toplanıp on ikiye bölünüp, vergiden düşülüp, bütçeyle denkleştirilip, her ihtimal düşünülüp, taksitlendirilip, sonra taksit üzerinden tekrar bir değerlendirilme yapılıp, Türkiye`nin ekonomik menfaatlerini göz önüne alıp,"teğet geçen" ekonomik kriz üzerinden eksiltilip eksiltilip maaşlara yansıtılmıştır da emeklilerimiz bunu henüz farketmemiştir...
* * *
Aslında emeklilerimizin hali hal değil de; birçoğu durumundan da memnun herhalde...
Geçen birkaç emekliyle konuştuğum da; "hükümetten memnuniyetlerini" dile getirip, bütün emeklilerin aldıkları maaşla geçinmeleri gerektiğini söylediler...
E daha ne diyelim...
Nasrettin Hoca ile Timur arasında geçen "fil" hikâyesini hatırlayalım... Hani hoca köylü ile birlikte Timur`un huzuruna çıkacak ya; Timur`un filini beslemekten şikâyet edecekler ya...
Tam huzuruna çıkacakken hocanın arkasında, yanında bir tek köylü kalmaz ya...
Hoca istifini bozmadan ne der?
"Hünkârım, bizim köylüler senin bu filini pek sevmişler, onu beslemekten zevk almışlar da... Üzülüyorlar... Filiniz yalnızmış diye... Filinizin yanına bir eş istiyorlar..."demiş...
Birkaç kişinin bu tavrından dolayı emeklinin vahim durumunu anlatmayalım mı?
Anlatacağız tabi...
Ha anlayan olur mu?
Nerde?
* * *
Anlamıyorlar işte...
Ne memurun,işçinin durumunu anlıyorlar mı sanki?
Durum çok iyiymiş...
Fevkaladeymiş...
İyiymiş diye işçinin,memurun,emeklinin alışveriş hacmi düştü...
İyiymiş diye; maaş aldıktan en fazla 7 gün sonra kimsenin cebinde para kalmadı...
Durum iyiymiş...
İyiymiş ki; esnaf, esnaflık tarihinin en zor dönemini yaşıyor...
İyiymiş diye; çekler ve senetler ödenemiyor, icralar artıyor, iflaslar artıyor, kepenkler mecburen kapanıyor...
Köylüye bakın hele...
Durum nasıl köylü de?
Köylü mü kaldı? Toprak mı kaldı?
Yerli üretim mi kaldı?
Kim üretiyor? Kim ürettiğinden kar elde ediyor?
Senin dükkânında ABD malı ay çekirdeği bile bulunursa, senin ürettiğin tarlada kalırsa ve sana ha bire kota uygulanırsa... Köylünün, çiftçinin ve besicinin de durumu bu mantıkla çok iyi olur değil mi?
* * *
Üretim durmuş bu ülkede...
Ha bire küçülüyoruz...
İstihdam sağlayamıyoruz...
Dış borçlarımızı katlaya katlaya yarınlara taşıyoruz... Neyimiz varsa "özelleştirme "adıyla satıp karşılığında açıklarımızı kapatamıyoruz...
En stratejik, en kar eden, en gerekli milli-kamu mallarını çok ucuza, yabancıya dahi rahatlıkla satıyor, gelen parayla yurt dışına çıkan para arasındaki dev uçurumu bile fark etmiyor, açıkları kapatamıyoruz... Ama iyiyiz...
Çok iyiyiz...
* * *
Çok iyiyiz diye emekliyi, işçiyi, memuru, işsizi, üretimsizliği, küçülmeyi, iflası, borçları düşünmüyoruz...
Ülkenin tek kurtuluşunu, "ABD ve ajanlarının, Avrupa Birliği ülkelerinin de, üzerinde hassasiyetle durduğu(ki bu ülkeleri biliyorsunuz, onlar her gittikleri ülkeye barış ve demokrasiyi götürmeyi çok severler! Irak ve Afganista`a götürüyorlar ya)
Demokrasi ve açılımı, orduyu düzeltmeyi! Son olarak da adaleti düzeltmeyi! "temel olarak görüyor, ne ekonomik krizden ne milletin ruh ve cep halinden rahatsızlık duymadan; darbe-balyoz-ergenekon-suikast gibi vakaların gündeme taşınıp, gündemin ve kafaların karıştırılmasıyla; meselenin kısa zaman da çözüme ulaşmasını sağlamaya çalışıyorlar...
* * *
Hamdolsun dert millet değil...
Ama bu millet bu derinleştirilen sıkıntıları görüyor artık...
2011 yılın da mevcut seçim var... Doğru...
Lakin 2010 sonbaharın da; erkene alınmış-alınmak zorunda kalınmış bir seçim havası da yok değil...
Hükümet; hayır, seçim zamanında olacak, erken seçim yok diyor da; biz de;"erken seçim değil, erkene alınmış seçim var olabilir diyoruz" yine de...
* * *
MHP ve CHP`de "erken seçim" sinyali, üzerinde duruyor...
Yok...
Erken seçim değil, erkene alınmış seçim var, olabilir...