
Elazığ için, Wembley Stadyumuydu onlar…
Sahada kıran kırana mücadele yapılırken, duvarlar üzerinde hatırı sayılır bir kalabalık da bu çekişmeli maçları izlerdi...
Birçok futbolcu, o toprak sahaların çamurlu deryasından Türk futboluna armağan olmuştu...
Rahmetli hocamız Elazığspor`un eski futbolcusu Erbil Bayraktar`ın organizesiyle hemen karşımızdaki Cumhuriyet İlk Okulu`nun bahçesinde o kıran kırana sınıflar arası maçlarımız oynanırdı...
O Cumhuriyet İlk Okulu`nun sahası ki; toprak olmasına rağmen Elazığ`da şimdiki Hükümet Konağının bulunduğu yerdeki Şehir Stadyumunun zemininden sonraki en güzel toprak sahaydı...
Hele o Fevzi Çakmak Mahallesi`ndeki Çevirme dediğimiz saha?..
Ne maçlar oynardık orada mahalleler arası...
Kafalar yarılır, bacaklar kırılır ama, kazanma azmimizden hiçbir şey kaybetmezdik o yıllarda...
Mezre Orta Okulu futbol takımıyla Okullar arası maçlar da aynı heyecanı yaşatırdı bizlere...
Adeta Ulusal gün ilan edilirdi okullarda maçlar oynandığı gün...
Hele bir de galip gelmişsen; okulda havamızdan geçilmezdi günlerce...
Sonrasında başlayan Lise hayatımızda da futbol sevgimiz devam etti.
Atatürk Lisesi de bir Ekol`du Elazığ`da o gün...
Orada da devam etti sınıflar arası, okullar arası maçlarımız...
Dedim ya... Maçlarımızı çok sayıda izleyenler olurdu.
Günün birinde, 45-50 yaş civarında saçlarına ak düşmüş biri, sınıflar arası maçlarımızı izlerken, oynadığım futbol kendisini etkilemiş olmalı ki; maç sonunda yanıma gelerek beni o zaman yöneticisi olduğu Kombina Şafakspor`a transfer etmek istediğini söyledi.
Sevindim!..
Lisansım çıkacak, Amatörde futbol oynayacaktım!..
Sevincimden ve heyecanımdan o gece sabaha kadar uyuyamamıştım... Sabah ilk işim; istediği 8 fotoğraf ve nüfus cüzdanımı Belediye iş merkezinin hemen yanındaki Helvacı Dükkânı`nda kendisine teslim ettim...
Böylece Amatör futbolculuk yaşantım, Kombina Şafakspor genç takımında, o bahsini ettiğim beyaz saçlı yöneticim, Rahmetli (Olimpiyat Abdullah) Abdullah Yar sayesinde başlamış oldu...
O dönemler benim gibi birçok öğrenci, okul hayatı devam ederken, Amatör futbolcu olarak toprak sahada hünerlerini göstermeye başladılar...
Rahmetli Abdullah Yar gibi, gönüllü futbol elçileri Ahmet Yılmaz abimiz, (Rahmetli) Aydın Bektaş abimiz de birçok arkadaşımızı okul bahçelerinden alıp, Türk futboluna armağan ettiler...
Sonrasında okulumuzu değiştirip Elazığ lisesine nakil yaptırdığımızda da değişmeyen tek şey; yine futbol sevgimiz oldu...
Hiç unutmam; bir gün Elazığ Lisesi Müdürümüz Ruhi Bilen hocamızın kış mevsiminde arabası bozulmuştu. Biz de arabayı itekleyerek hocamıza yardımcı olurken, bir yandan da futbol takımımızın antrenmanı için Ruhi hocamızdan izin koparmaya çalışıyorduk.
Zor durumdaki Ruhi hoca, sonunda "tamam siz arabayı okulun önüne kadar ittirin ben size izin verecem" diye söz verdi.
Nihayetinde, arabayı o karlı kış gününde ittire ittire Elazığ Lisesinin önüne park ettirmeyi başardık...
Sıra izin kâğıdımızı almaya gelmişti.
Müdürümüz Ruhi Bilen`in kapısının önünde dakikalarca beklememize rağmen, içerden bir hareket görmeyince, kapıyı tıkırdatıp içeri girdiğimizde Ruhi hocanın hışmına uğradık:
"Size izin falan yok" dediğinde, çaresiz başka formül ürettik ve okuldan kaçarak o gün futbol aşkına Antrenman sahasının yolunu tuttuk!...
Bir başkaydı o günkü futbol sevgisi...
İmkânlar kısıtlıydı ama futbolcu tarlasıydı adeta o okul bahçeleri...
Kimler gelip kimler geçmedi ki...
Elazığ`ın; Türk futboluna armağanı oldu niceleri...