
Son zamanlarda gazetelerde bulunan köşe yazılarını okudukça, hayalime; savaş meydanında çarpışan savaşçılar geliyor. Medya Savaşı almış başını gidiyor. Adeta kalemler birer kılıç olmuş cenk meydanında düşmana galip gelmek için kılıç sallar gibi cümleler savruluyor. Eski defterler birer birer açılıp, içinden kara olan her şey gün yüzüne çıkarılıyor. Ülkenin tarihi yeniden yazılıyor gibi yıllar öncesinin hatıralarıyla bugünü aydınlatmaya çalışan köşe yazarları; sen darbeciydin ben darbe karşıtı, sen hükümetçiydin ben ordu taraftarı gibi demokrasiyle bağdaşmayan tartışmaların içinde kaybolmuş gibiler. Bu durum medya savaşının nasıl çığrından çıktığının bir göstergesidir.
Aslında köşe yazarının yazmasındaki amaç toluma farklı bakış açıları sunmaktır. Toplumda yaşanan olayları gözlemleyip takip ederek sahip olduğu deneyim ve bilgi birikimi ile yoğurup okuyucusunun sesi olmak için orada vardır. Köşe yazma yeri bencil savunmaların yeri değildir. Ama maalesef bizim ülkemizde bazı köşe yazarları konumlarını kavrayabilmiş değiller. Köşe yazarlarının kendini savunduğu ve başkasına çamur attığı yer olarak kullanılmakta, kendi görüşlerini hakarete varacak tavırlarla yansıtmakta, karşıt görüşlerle kalem kavgasına girmekte, karşıt görüşte olduğu yazarı karalamaktan öteye geçememektedir. Günümüz gazetelerinin köşelerinde yaşanan en temel sorunlardan biri bu. Demokrasiden dem vuranların yazısının tamamı analiz edilince demokrasiye en fazla darbe vuranlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Ama demokrasi savaşçısı olarak kendilerine aydın! sıfatını yakıştırabiliyorlar.
Filler tepinirken çimenler ezilirmiş denir hep. Aydın diye tabir edilen ışıksız beyinlerin tepinmesi sadece demokrasiyi değil basın sektörünü çimen gibi ezmekte. Gerçek işlevinin dışında farklı işlevler de eklenerek hayatını sürdüren kitle iletişim araçları. Yandaş veya karşıt medya olarak karşılıklı cepheler oluşturmuş durumda. Bu kendi bindiğimiz dalı kesmekten başka bir şey değildir. Aslında karşıt veya yandaş medya diye bir ayrım yok. Medya bir bütündür. Bütünün olmadığı yerde dördüncü güç medyadan bahsetmek mümkün değildir.
Silahı kalemi olan basın camiası şunu unutmasın. Savaş meydanında aslında kazanan olmazmış. Savaşın olduğu yerde sadece acı ve felaket olur. Basın savaşının yaşandığı bu ülkede birlik ve beraberliğe hiç ihtiyaç duymadığımız kadar ihtiyacımız olduğu bu günlerde geçmişin haltalarıyla değil bugünden başlayarak Mustafa Kemal Atatürk ruhuyla birlik ve beraberliğe kalemlerimizi savurmalıyız. Demokrasinin ilk şartı birlik ve beraberliktir, saygıdır. Bunların olduğu yerde zaten demokrasi kendiliğinden gelişir.