
Depremin ardından köşe yazarları da gazetelerindeki köşelerinde Elazığ`daki ele aldılar.
İşte yazarların köşelerinde yer vermiş oldukları yazıları...
GÜNGÖR MENGİ
Ayıp bize!
Fark ettiniz mi; Cumhurbaşkanı Gül`ünki de dahil, depremle ilgili tüm mesajlar dualarla bitiyordu:
"Allah tekrarından korusun!"
Deprem ardından Elâzığ`a giden hükümet üyelerinden Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek şunu dedi:
"Gidenleri geri getiremeyiz ama yıkılanları yaparız!"
Gidenleri hiçbir uygarlık hiçbir zaman geri getiremeyecek. Biz bari 6 büyüklüğündeki bir depreme bu kadar çok kurban vermenin utancından yarınlarımızı kurtaralım.
CAN ATAKLI
Korkmak gerek
Elazığ depreminde halkın yardımına ilk koşanlar jandarma askerleriydi. Hani şu kendi halkını kurşunlayan, yakan, sonra kuyulara atıp üzerine asit döken jandarma askerleri.
Her nasılsa, bunları iddia edenlerden önce gitmişlerdi enkaz altındaki vatandaşları kurtarmaya.
OKAY GÖNENSİN
Gerçek gündem
Türkiye kötü, çok kötü yönetiliyor. 50`den fazla vatandaşımızı kaybettiğimiz bir depremde kerpici suçlu ilan ederek işin içinden çıkabiliyoruz.
Önemli meselelerin tümünde sorunları ortadan kaldırma, bir sonraki kuşağı düşünme, sorunları sonraki kuşakların gündeminden çıkarmayı hedefleyen çözümler üretme mantığını çoktan kaybetmiş bir haldeyiz.
MEHMET ALTAN
KERPİÇ EV YIKILIR MI
Evler neden kerpiç?
Yoksulluktan.
Ahmet Arif`in "Vay Kurban" şiirindeki mısralar bu nedenle yeniden ortalıkta:
"Ölüm bu,
Fıkara ölümü
Geldim, geliyorum demez.
Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
Ya da seher, mahmurlukta"...
HAKKI YALÇIN
80 Yıldır Aynı
Elazığ`da depremden yıkılan evlere baktım.
Kerpiçten, kumdan evler.
6.0 şiddetindeki bir deprem için, gerektiğinden fazla kurban.
Kolay ölümler ülkesinde, yadırganmayan sonuç!
Her şeyi tabiatın üzerine yüklemenin, ülkedeki köhnemiş politikanın eseri olduğunu bildiğim içindir ki.
Gerçek suçluları teşhis ettim.
"Cumhuriyet tarihinin bütün politikacıları."
MEHMET BARLAS
Beton yapılanma sanki kerpiçten daha mı güvenliydi?
Beton yapılanma sanki kerpiçten daha mı güvenliydi?
Doğal felaketler geldi mi, toplumlar yaşamanın değerini anlar.
Elazığ`ın Karakoçan ilçesinin Başyurt beldesini vuran deprem de, kısa süreliğine kamplaşmaları ve siyasi kavgaları unutturdu bize.
Hayatlarını kaybedenlere rahmet, yaralananlara sağlık dilemekten başka bir şey yapamıyoruz.
Beton yapılanmanın depreme direncini de 1999 Ağustos depreminde, Adapazarı`nda, Gölcük`te, İstanbul`da görmedik mi?
O felaketin ertesinde beton yapılanmanın depreme direnç ölçütlerinin değiştirilmesi gerekti.
MEHMET TEZKAN
Evler topraktı toprak oldu..
En önemli ölçü bu olmalı..
Dün tanık olduk.. Deprem bir şey yapmadı, salladı, geçti gitti.. Gördük ki topraktan olan evler toprak olmuş, insanları yutmuş..
Kerpiç ev dedikleri ne?
Samanlı balçık..
Pişirilmemiş tuğla..
Diyorlar ki, kerpiç evler yörenin mimari özelliği..
Değil.. Yoksulluğun simgesi!..
FATİH ALTAYLI
Aaa, deprem diye bir şey varmış
BONJOUR... Yani günaydın.
Deprem diye bir şey varmış. Olursa çok fena olurmuş. İnsanlar ölürmüş.
Hatırladık değil mi?
Çok değil 6 büyüklüğünde oldu Elazığ`da dün.
Bu büyüklükte bir deprem Bangladeş`te bile can kaybına neden olmazken bizde 50`den fazla insan öldü.
AHMET HAKAN
Deprem Oldu Böyle Oldu
KEŞKE şöyle can-ı gönülden "Elazığ`da meydana gelen deprem İstanbul`daki yürekleri dağladı" diyebilseydik.
Onun yerine maalesef şunu diyebiliyoruz:
Elazığ`daki deprem, ancak İstanbul`daki olası deprem korkusunu tetikleyebildi.
Böylece...
Elazığ`da ölenler, öldükleriyle kaldılar.